22 Aralık 2012 Cumartesi

YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN- HAPPY NEW YEAR

TÜRKÇE (For English please scroll down.)

Deliler dünyası, deliler ülkesi! Bu sene "Deliler Gemisi" temasını seçtim! "Delier Gemisi" hakkında daha fazla bilgi için: http://tashlik.blogspot.com, "Deliler Gemisi", 22 Aralık 2012. Ümidinizi kesmeyin, devrilmedikçe mesele yok! Haydi yeni yılınız kutlu olsun! 

ENGLISH 

A world of folly, a country in folly! This year I chose the theme of "The Ship of Fools". For more on the tradition of "The Ship of Fools", and the culture-specific details of the illustration, please check out: http://tashlik.blogspot.com. "Ship of Fools", December 22nd, 2012. Keep hoping, as long we are still afloat, it's not too late! Season's Greetings, Happy New Year!

KORSAN BAYRAĞI- JOLLY ROGER

TÜRKÇE (For English please scroll down.)

2000 senesi yazı, bir senedir Esin Desen ticari ismiyle çalışıyorduk. Berlin'deki eski iş yerimden sahneler alıp yapıyordum. Prodüksyonda korsanlı morsanlı bir çizgi film vardı. (Abrafaxe- Under the Black Flag, Türkçe adı "Abrafakslar, Siyah Bayrağın Altında" olurdu, eğer Türkiye'ye ulaşsaydı.)

Filmin açılışı için bir korsan bayrağı animasyonu isteniyordu; verilen modele göre de yırtık pırtık bir bayrak! Dramatik, değişken bir rüzgâr olsun istedim, animasyonu tek kare yaptım ve tekrar yoktur. Daha doğrusu çift kare yaptım, tek kare araları o zaman Esin Desen'de stajyer olan yakın arkadaşımız Rıdvan Çevik yaptı. Tek kare aralarda bile o yırtık pırtık uçları gözden geçirip yer yer değiştirmek gerekti çünkü her yırtık parçanın ayrı bir bayrak gibi davranabildiği bu durumda araresim felsefesi hep işlemiyor; bayrağın uçlarıda aranan hırçınlığı- "şiddet ve celali"- yumuşatıyor. 

Bitmiş filmi sonra gördüm, malesef girişini tamamen değiştirmişler, benim bayrak da yok olmuş, daha doğrusu yok olmaktan beter olmuş, açık denizde bir direğin tepesinden alınmış ve bir iç mekânda yavaşlatılmış olarak kullanılmıştı!
 

ENGLISH

It was the summer of the year 2000, Esin Desen had been active as a legal undertaking for a year already and I was animating scenes for my erstwhile employer in Berlin. There was an animated pirate adventure in production, title: Abrafaxe- Under the Black Flag.

I was to animate a pirate flag for the film's opening shot. The modelsheet called for a tattered flag and, to add the touch of drama necessary for a pirate adventure, I went for a strong and varying wind rather than a languid breeze. The animation is all on ones with no cycles, I animated it on twos and our good friend Çevik, who was doing his internship at Esin Desen at the time, did the inbetweens on ones. Then we had to go back and modify the tattered edges because in this case, with every torn piece behaving as a seperate little flag, the logic of straight inbetweens doesn't always work: simple straight inbetweens would have diminished the feeling of frenzy I was expecting.

Eventually, I got to see the finished film. I was a bit dismayed to see the original concept for the opening altered, and my flag animation disappeared. Actually, it was worse than that; instead of the top of a mast on high seas it was placed in a closed room and slowed down.

21 Aralık 2012 Cuma

SÜRÜNEN HABERCİ- THE CRAWLING MESSENGER

TÜRKÇE (For English please scroll down.)

Buraya son koyduğum şey, Hırsız ve Kunduracı ("The Thief and the Cobbler") filminden "ölen haberci" karakterinin at sırtında ağır çekim dörtnal gidişiydi; bu gün de o film için yaptığım uzun sürünme sahnesini paylaşıyorum. O güne kadar yaptığım en uzun kesintisiz sahneydi bu! (Sonra da sadece bir tek uzun sahneden oluşan özel çalışmamız Kebabaluba ile bu rekoru kırdım. Bkz. "Kebabaluba", 10 Eylül 2010.) 

Neredeyse bir dakika uzunluğundaki sürünen haberci sahnesi yanılmıyorsam bir buçuk ayda bitmişti. Sene 1990'dı, Londra'daydık, yemek molasını saymadan günde muntazam 11 saati işte geçiriyordum ve yeni evliydim- zavallı Lâle! Yönetmenimiz Richard Williams tek kare çizime meraklıydı (yani her film karesine bir resim, saniyeye 24 değişik resim), ama zaman sınırlaması nedeniyle çift kare (her iki kareye bir resim, özel haller dışında saniyede 12 resim) daha mantıklıydı. Bize "ben tersini söylesem bile çift kare yapın" direktifini verdi. Ben de öyle yaptım. Çok şiddetli ("Kurosawa filmlerindeki gibi") bir rüzgar istediği için bayrak, yele, kuyruk, koşumlar gibi unsurları tek kare yapmak zorunda kalınca da çözümü onları ayrı tabakaya çizmekte buldum.


Renkli halinde sonuna doğru solda altta kalkmaya yeltenip tekrar devrilen iki zavallı tip farkedeceksiniz, geri planda önce kıpırdananın animasyonu araresimcim Mark Williams'a ait, ondan sonra daha yakın plandaki de asistanım Sharon Smith'indir. Akbabaları kim yaptı bilmiyorum! 


Sağdaki resimde sahnenin oluşturduğu kağıt yığını ve yorgun ama memnun poz veren asistan Sharon Smith, ben ve araresimci Mark Williams'ı görüyorsunuz

ENGLISH

The last thing I blogged was the slow-motion gallop of the "dying messnger" from The Thief and the Cobbler. Today I'm sharing another scene from that film, the second longest scene I was ever to animate. The only one longer was to be Kebabaluba, our only independent film yet, which was a single scene. (See: "Kebabaluba", 10 September-Eylül 2010.)

The "dying messenger" scene takes close on to one entire minute of screen time, and if I remember correctly I worked on it for a month and a half! The year was 1990, we were living in London, I had to put in a regular 11-hour day, not counting the lunch breaks, and I was newly married- poor Lâle! Our director Richard Williams had a predilection for animation on "ones" (a new drawing for every frame, 24 drawings a second). However, the film had to be finished sometime so he instructed us to make our animation on "twos" (one drawing for every two frames coming to 12 drawings per second, except in exceptional cases) and to keep to that even if he said otherwise. I followed his instructions, but then he asked for a strong wind "like in a Kurosawa film" so for wind-blown elements like the flags, mane, tail, stirrups, I made my animation on another level, on ones, matching the character animation on twos.

Towards the end of the color version of the scene, lower screen left, you'll notice two characters who try to move only to collapse again. The first to move, further from camera, was animated by Mark Williams, my inbetweener at the time, the second, closer to camera, by Sharon Smith, who was my assistant. I don't know who animated the vultures.

The photo to the right shows the pile of drawings which is the finished scene with assistant Sharon Smith, myself, and inbetweener Mark Williams posing, tired but satisfied.
 

18 Eylül 2012 Salı

"HIRSIZ VE KUNDURACI"- "THE THIEF AND THE COBBLER"

 TÜRKÇE (For English please scroll down.)

Richard Williams’ın The Thief and the Cobbler (“Hırsız ve Kunduracı”) filminin Londra’daki ekibine katıldığım 1990 Ekim ayında bu efsaneleşmiş prodüksyon 25 yaşına varmıştı. Who Framed Roger Rabbit (“Masum Sanık Roger Rabbit”)’in taze Oscar’lı animasyon yönetmeni Richard Williams, "Hırsız ve Kunduracı"’yı bitirmek için iki senelik bir kontrat kotarmıştı. Dahi animatörümüz Şahin Ersöz de aynı sıralarda stüdyoda çalışmaya başladı ve filme müthiş sahnelerle katkıda bulundu. 

Ne yazık ki Richard Williams verilen sürede filmi bitiremeyince iş başka stüdyolara dağıtıldı. Bu süreçte film değişime uğradı, birçok sahne gereksiz görülerek atıldı. Filmin videokaset olarak yayınlanmış birkaç “tamamlanmış” versyonu varsa da bunlar orijinalinden çok uzaktır.

Birkaç sene önce bir grup meraklı filmden çıkartılan sahneleri toplayarak aslına olabildiğince yakın bir montaj gerçekleştirdiler. Bu toparlanmış versyonu geçenlerde You-Tube’da görünce şaşırdım. Tabii anılar depreşti, ve o film için yapmış olduğum animasyonlardan birini paylaşmaya karar verdim. Burada gördüğünüz karakteri ve atını göründükleri her sahnede ben çizdim. Mayıs 1991’in sonunda iyice yorulmuş olarak stüdyodan ayrıldım. Şahin daha uzun süre orada çalışmaya devam etti.
HIRSIZ VE KUNDURACI- THE THIEF AND THE COBBLER from tahsinozgur on Vimeo.

ENGLISH

The Richard Williams film The Thief and the Cobbler was already a legend when I joined the production in London in October 1990. The film had been in production, on and off, for about 25 years by that time and Richard Williams, fresh from his Oscar-winning animation direction of Who Framed Roger Rabbit, had obtained a contract to complete his epic in two years. My compatriot, the excellent animator Şahin Ersöz, also joined the team at around the same time and contributed some amazing scenes.

Unfortunately, Richard Williams could not meet his contractual deadline, and the film was completed by other studios, with great changes in the concept and a lot of scenes deleted because they were perceived as being extraneous to the story. There are various “completed” versions, released on video, that have little to do with the original vision. A few years ago, some enthusiasts salvaged the lost animation and cut together a version that is as close to the original concept as possible. They called it The Thief Recobbled, and just recently, much to my surprise, I saw that someone had put it on You-Tube. It brought back memories, of course, and so I decided to share one of my scenes with you here. I animated this character, and his horse, in all of their scenes. I left the studio, exhausted, at the end of May 1991. Şahin stayed on much longer.

21 Ağustos 2012 Salı

"HOPATYA"

TÜRKÇE (For English please scroll down.)

Çizgi animayonun verdiği mükemmel bir özgürlük vardır. Hayâl ettiğiniz edebileceğiniz herşeyi spontane olarak canlandırabilirsiniz- armatürlerlerle, "rig"lerle uğraşmadan, hemen o anda!

Öğretmenlik yaptığım bir dönemde mutat yürüme ödevlerinden sonra öğrencilerden hiç var olmayan ve kendine özgü hareket biçimi olan bir yaratık hayâl edip canlandırmalarını istemiştim. Adetimdir, bir canlandırma ödevi verdiğim zaman öğrenciler çalışırken ben de kendi yorumumu yaparım.

Bu gördüğünüz benim yorumum. İlginç tarafı, bu yaratık sonra rüyama girdi. Rüyamda öğrendim ki ismi "Hopatya" imiş. Yaratığıma uygun saçmalıkta bir isim yakıştırmış şuuraltım.

 
Hopatya from tahsinozgur on Vimeo.


ENGLISH 

There is a wonderful kind of freedom that only hand-drawn animation can offer. You can spontaneously invent and infuse the illusion of life to anything you can can possibly imagine- right then and there, without having to bother with armatures and "rigs" in advance.

Back in the days when I was teaching animation, after the regular walk cycle assignments, I once asked the students to dream up a character with a very special means of locomotion, and to animate it. As is my custom, I animated my own version while they were working on theirs. This was the result.

There is an odd postscript to the story; one night I actually saw the creature in a dream, and learned that its name was "Hopatya" (an amalgamation of "to hop" and "papatya"= "daisy"). My subconscious had matched my absurd character to a suitably absurd name!

LEOPOLD'LA TANIŞIN- MEET LEOPOLD


TÜRKÇE (For English please scroll down.)

Herkes gibi ben de sinirlenirim; bazen kendimi tutamam ve sonra da "keskin sirke" sendromunu yaşarım. Ama yakında kalem kâğıt varsa adrenalini zararsız yönlere kanalize etmenin bir yolu var; okul yıllarından beri hayâli arkadaşım olan "Leopold"'u çağırırım, o benim yerime beni sinir eden herkimse onun hakkından gelir. Kurşun kalem sıvaşığını saymazsak ellerim temiz kalır! Bu çizimler eskiz defterlerimdendir! Kanada'da öğrencilik yıllarımda "Leopold"'un bir de kilden büstünü yapmıştım. Kalıp alma kısmı gözümde büyüdüğü için büstün fotoğrafını çekmekle yetindim. Heykel atölyesi acaip soğuktu! Sene 1977 ya da 78 olmalı!


ENGLISH

Like everyone else, I too occasionally lose my temper. Sometimes I'm unable to repress it, and then comes the unavoidable regret. But if I have a pencil and paper handy I just send "Leopold", my imaginary friend since school days, to do the job for me! Clean hands, except for graphite dust. These drawings are from my sketchbook. During my student days in Canada I attempted a clay bust of "Leopold". Because I didn't feel self-confident enough to attempt a casting, I decided to settle for some photos. It was really cold in the sculpture studio! The year was 1977, 78 or thereabouts.

CANLANMIŞ "LEOPOLD" - "LEOPOLD" ALIVE

TÜRKÇE (For English please scroll down.)

Benim yerime hıncımı sanal yöntemlerle alan hayâli arkadaşım "Leopold" genellikle hareketsiz çizimlerle kendini gösterse da bazen böyle canlanır da! Birisi bam telime bastığında kellesini baltanın altında hayâl etmem yeter!


Leopold from tahsinozgur on Vimeo.
 


ENGLISH

Most incarnations of my imaginary friend "Leopold" are in the form of still sketches but here he is animated. All I have to do is imagine the head of some waste of space on the chopping block and I'm relieved!

18 Temmuz 2012 Çarşamba

DENİZ MUTLU


TÜRKÇE (For English please scroll down.)

Dün 17 Temmuz 2012’de beklenmedik kötü bir haber aldım; arkadaşım ve meslekdaşım Deniz Mutlu bir trafik kazası sonucunda hayatını kaybetmiş. Haberin yanlış ya da uydurma olduğunu ümit etmekten kendimi alamıyorum, ama korkarım doğru. (Hadi beni ara da "nerden çıkardın?, Ben iyiyim!" de!) Türk canlandırma dünyasında değerli bir sanatçıydı; diplomasını çekmeceye kaldırmamış, senelerdir bu mesleği icra ediyordu. Aynı zamanda bildiklerini severek paylaşan bir öğretmendi. Sakin, yumuşak, net konuşma tarzına hep gıpta edeceğim. Bundan sonra Deniz canlandırmış olduklarıyla yaşayacak; bu mesleği seçmiş olan herkes gibi. Elveda Deniz, keşke seni ve Meriç’i bir defa daha misafir edebilseydik, keşke. Belki birgün biryerde sohbete devam ederiz. Lâle ve ben üzüntümüzü sözlerle ifade edemiyoruz. T. 

ENGLISH
 
Yesterday, July 17th, I received very unexpected bad news. My friend and colleague Deniz Mutlu has lost his life in a traffic accident! I cannot stop hoping the news is false, a silly mistake! (Come on, call me up and say "Who told you this? I'm fine!") He was a valuable artist in the Turkish animation community. He didn't simply stash away his diploma in a drawer, but actively pursued his vocation. He was also a fine teacher who was only too happy to share his knowledge. I will always envy the calm, soft and clear manner of his speech. Henceforth Deniz will live on with what he has brought to life; as do all those who have chosen this profession. Farewell Deniz. We wish now that we could have you and Meriç over at our place one more time. Maybe we will yet pick up where we left off sometime, somewhere. Lâle and I can find no words! T.

21 Şubat 2012 Salı

BİR EJDER YAVRUSU İÇİN BABALIK HAKKI- PATERNAL RIGHTS TO A BABY DRAGON

TÜRKÇE (For English please scroll down.)

Seneler önceydi, İstanbul'da bir reklam ajansında çalışıyordum. Daha birkaç sene önce Sheridan College animasyon bölümünden mezun olmuş, Manajans'a animatör olarak alınmıştım. Animasyondan çok illüstrasyon işlerine takıldığımdan bir yandan kendi animasyon hayallerimi gerçekleştirmeye çalışıyordum. Bir yere varacağı yoktu ya, ama bu şekilde paslanmıyor, bilakis kendimi geliştirmeye devam edebiliyordum. Ajansın sahibi bay Eli Acıman boş kaldığım süreleri kişisel animasyon denemelerimle değerlendirmeme aldırmıyor, hatta teşvik ediyordu. Küçük ejder "Kaktüs" o zaman doğdu, "doğum sahnesini" paylaşıyorum.

Bu animasyonu yaptığımda daha yolun başındaydım- hayvancığın kulakları biraz fazla oynak, o günlerdeki acemiliğime ve kendimi kanıtlamak için aşırı hevesime verin.Bir de o zman orada bir test çekmenin zorluğuna! 

Haziran 1987'de Don Bluth'a gönderdiğim demo kasetinde bu sahne vardı, yani yapılışı o tarihten geç değil. O kaset beni İrlanda'da Sullivan Bluth stüdyosuna soktu ve stüdyodan stüdyoya, ülkeden ülkeye giden dopdolu bir çalışma hayatının yolunu açtı. Eylül 1987'de de Don Bluth'un stüdyosunda çalışmak için İrlanda'ya gittim. Demo kasetimde başka çalışmalar vardı ama nedense ben hep farkı küçük ejder Kaktüs'ün yarattığına inandım.

Kaktüs'ün bir hikayesi de olacaktı ama o ne bir film, ne de bir resimli roman olarak gerçekleşebildi. Yine de senelerce bir nevi maskot olarak kullandım, mektuplarıma, yeni yıl mesajlarıma çizdim.

Derken geçen Aralık ayında Lâle'yle bir yurtdışı seyahat yaptık. Bir yerde satılık ejder heykelleri gördük (6-12-2011, Rorhenburg ob der Tauber). Biri hariç hepsi dehşet vericiydi. O bir tanesi, şirin olanı, fena halde "Kaktüs"'e benziyordu! Bir maskot olarak senelerce kullandığım bu figürü herhalde birisi paraya çevirmiş olmalı! Taklit, iltifatların en içtenidir! Ben yine de babalık haklarımı kanıtlamak için bu blog paylaşımını yapıyorum! Tahmin ederim ki bu görüntüler bir gen testi kadar ikna edicidir.


It was years ago, I was working at an advertising agency in Istanbul. Fresh out of the animation department of Sheridan College, I had been hired as an animator but was stuck mostly with illustration assignments. I continued animating my own ideas. Not that any of it would lead to anything, but it did keep me from rusting and even allowed self improvement. My boss, Mr. Eli Acıman, not only tolerated but even encouraged my working on independent animation during work hours between agency assignments. "Kaktüs" the little dragon was born during that period, I am sharing the "birth scene".

I was just starting out at the time; the ears have far too much overlap. Inexperience and overenthusiasm were my faults. That, and the difficulty of shooting a linetest!

The scene was in the demo cassette I sent to Don Bluth in June 1987, which means it was made earlier than that. That cassette got me into Sullivan Bluth Studios in Ireland and thus opened the way to a full and satisfying professional life, moving from studio to studio, country to country. I went to Ireland to start working for Don Bluth in September 1987 Though there were other scenes in the cassette, I always wanted to believe "Kaktüs" the dragon made the difference.

There was to be a story that went with the dragon but no film or comic book came out of it. Still, I used "Kaktüs" as a kind of mascot for years, drawing the figure in letters and on new year's messages.

During a trip abroad this past December (in Rothenburg ob der Tauber, Dec. 6th 2011) we saw some dragon sculptures for sale, mostly horrific but one of them cute. That single cute one looked strangely like my "Kaktüs". I had used the character as a mascot for years and apparently someone had turned it into money! Imitation is the sincerest form of flattery! But I decided to blog all of this to stake a claim for paternal rights! I believe the video and images are as convincing as a genetic test.

9 Şubat 2012 Perşembe

"ÜZÜM ŞEHRİ KIRKLARELİ" İÇİN BİR MASKOT- A MASCOT FOR KIRKLARELİ, "CITY OF GRAPES""

TÜRKÇE (For English please scroll down.)

Özüm Kırklar bir köylü kızı, ailesinin bağı var ve kendisi hem üzüm yemeyi, hem de Kırklareli'nin yerel içkisi "hardaliye"'yi içmeyi çok seviyor. Hardaliye üzümden yapılır, kızımızın ismi "Özüm" tabii ki ses çağrışımıyla üzüm temasını pekiştiriyor. Kırklarei şehrini tanıtıcı bir fikir önermemiz istenince şehrin maskotu olmak üzere böyle bir figür önerdik. Yerel bir gazetede yayınlanan bu resimle ilk defa halkın önüne çıktı. Baştan çok sevilmiş gibi gözüktüyse de bu popülerite kısa sürdü. (Çizim: Tahsin Özgür, renkler: Lale Özgür)

 
ENGLISH

Özüm Kırklar is a peasant girl whose family owns a vinyard. She loves grapes, whether to eat or to drink in the form of "hardaliye", the traditional local drink of Kırklareli. Her name "Özüm", sounding so close to "üzüm" ("grape") echoes the theme. Some people interested in the development and publicizing of Kırklareli's image and resources asked us for ideas and we designed and offered them this figure as a mascot. She first went public with this sketch, which was published in a local newspaper. At first we thought she hit it off well with the public, but her popularity turned out to be very ephemeral! (Drawn by Tahsin Özgür, colors by Lale Özgür)

"ÖZÜM KIRKLAR"

TÜRKÇE (For English please scroll down.)

Özüm Kırklar'ı görenler baştan çok beğendi; ilk taslağı yerel bir gazetede yayınlandıktan sonra ona bir aile vermek, ailenin her bireyine Kırklareli'nin bir özelliğini atfetmek düşünüldü. Hayâller beni ürkütecek boyutlara varıyordu- nihayet ben çizimlerim için ücret talep etmeyeceğimi söylemiş bulunmuştum.

Ne olduysa bir "Kent Konseyi" toplantısında oldu. Birden bire istemeyiverdiler. Özüm de böylelikle yaratıcılarıyla beraber evine döndü. Şimdi burada sizlerle paylaşıyorum, bir daha yayınlanmayacak. (Çizim: Tahsin Özgür, renkler: Lâle Özgür)

ENGLISH

At first little Özüm Kırklar was greeted with enthusiasm. After the first sketch was published in a local newspaper, there were plans to expand on the concept, adding family members who would each represent a different aspect of Kırklareli life. Wishful thinking was growing so fast it put me in a state of mild panic- after all, I had offered to draw her for free. Then suddenly, at a City Council meeting, they decided they did not want her after all! So she ended up coming back home with her creators. I am sharing her here with you, and this will be her last public appearance. (Drawing by Tahsin Özgür, colors by Lâle Özgür)

ÖZÜM VE "HARDALİYE"- ÖZÜM AND "HARDALİYE"

TÜRKÇE (For English please scroll down.)

Küçük Özüm burada bir bardak nefis "hardaliye" (Kırklareli ağzıyla "ardaliye") içmekte; yarısını götürmüş bile, yalanarak gerisini de bitirmeye hazırlanıyor. Kırklareli sonunda bu hediyemizi kabul etmedi! (Çizim: Tahsin Özgür, Renkler: Lâle Özgür.)


ENGLISH

Little Özüm licking her lips after downing half a glass of delicious "hardaliye" (or as the h-dropping locals in Kırklareli say it, "'ardaliye"), and is all set to drink up the rest. Unfortunately, the town of Kırklareli turned down this gift! (Drawing by Tahsin Özgür, colors by Lâle Özgür)

BİRAZ DA YENİ BİRŞEYLER- AND NOW FOR SOMETHING NEW

TÜRKÇE (For English please scroll down.)

Hep eski işleri paylaşıyorsam artık animasyon yapmıyorum zannetmeyin! Arkadaşım Rıdvan Çevik Eskişehir Anadolu Üniversitesi'nde animasyon öğretim görevlisi ve bir zamandan beri öğrencileriyle birlikte bir çizgi film üretiyor. Esprili bir anlatımla üniversiteyi tanıtmayı amaçlayan bu film çalışmasına dahil olmayı ben de istedim ve geçen yazdan beri birkaç sahne yaptım. Son iki sahnemi Çevik Hoca'nın da izniyle burada paylaşıyorum. Bu proje güzel bir çalışma oluyor ve başarıyla sona ermesini çok istiyorum. Bu arada paylaştığım sahnelerin ikincisi bu seneki geleneksel yılbaşı gecesi animasyonumu da içeriyor.


For Anadolu University in Eskişehir- Eskişehir Anadolu Üniversitesi için from tahsinozgur on Vimeo.


ENGLISH
 
I realize I have been sharing a lot of old animation, but please don't take this to mean I am no longer animating. My friend Rıdvan Çevik, an animation instructor at the Anadolu University in Eskişehir, has for some time been working on a hand-animated film with his students. It is a humorous publicity film for the university. I wanted to take part in the production and have animated a number of scenes since this past summer. With Çevik's approval I am sharing two of the most recent ones. It is a fine project, going well, and I want very much to see it successfuly completed. Of the two scenes I am sharing, the second one includes my traditional new year's eve animation work.