9 Ağustos 2017 Çarşamba

VİKİNG GÜNLERİMİZDEN- FROM OUR VIKING DAYS


TÜRKÇE (For English, please scroll down.)


Kopenhag’da A-Film’de “Asterix Vikinglere Karşı” (Asterix and the Vikings) filminde animatör olabilmek benim için büyük şans oldu; çünkü çok eğlenceli bir prodüksyon süreciydi. Ekip iyi, ilişkiler arkadaşçaydı. Ben ağırlıklı olarak Viking şefinin kızı Abba’yı canlandırdım, ve orijinal hikâyede yer almayan bu dikkafalı kızı yorumlamada bana epey özgürlük tanındı.


Her zaman olduğu gibi Lâle bu güzel Danimarka macerasını da paylaştı benimle; stüdyoya yakın bir daire kiraladık ve böylelikle her öğlen bisikletle eve gidiyor, beş katı koşarak çıkıyor (daha gençtim o zaman), Lâle’nin mükemmel yemekleriyle beslendikten sonra gecikmeden işbaşına dönebiliyordum. Bazı akşamlar Lâle iş arkadaşlarını bizim dairede topluyor, küçük ziyafetlerle güzel muhabbetler yaşatıyordu. 


Burada sahnelerimden birkaçını paylaşıyorum; benimkilerin arasında Abba’nın babasının repliklerini içeren sahneleri canlandıran Javi Martin Lapeyra’dır.

Videoklip
Abba babasıyla tartışıyor. O günlerde hissettiğim özgüven canlandırmama aksetmiş.
Videoclip
Abba arguing with her father. The self-confidence I  felt at the time
is reflected in my animation.

ENGLISH


I was lucky enough to be an animator on Asterix and the Vikings at A-Film, Copenhagen from the beginning of April 2004 until the end of February 2005; lucky because it was so much fun. It was a fine, friendly crew. I worked mostly on the Viking chief’s daughter, Abba, and was allowed a lot of license with this tempermental girl who wasn’t in the original story. 


Lâle shared this wonderful Danish adventure with me, of course, as she always does, and we rented a place close enough to the studio for me to bike home, dash the five flights of steps upstairs (I was still young), enjoy Lâle’s excellent cooking, and bike back to work on time. Every so often she would invite our friends from the studio over to our place for a small feast and a pleasant evening’s conversation. 

I am sharing here a group of my scenes. The shots of Abba’s father, interspersed between mine were animated by Javi Martin-Lapeyra.

6 Temmuz 2017 Perşembe

ŞANSSIZ TOPLAR- UNLUCKY BALLS

TÜRKÇE (For English, please scroll down.)

Bu canlandırmaların nasıl ortaya çıktığının hikâyesi biraz karışık. Yıl 2007; Maltepe Üniversitesi Çizgi Film- Animasyon bölümünde öğretim görevlisiyken öğrencilere ortak film yaptırmak düşüncesiyle basit, yusyuvarlak karakterler tasarlayıp "şans" temalı çok sade bir hikâye düşündük, adına da Şans Topları dedik. 

Sahneler bölüştürüldü, çalışma başladı ama malesef film tamamlanamadı. Almanya'da Mullewapp projesinde çalışmak için ücretsiz izinle okuldan uzunca bir süre ayrılmamın da bu başarısızlıkta rolü olabilir. Döndükten sonra da uzun kalmadık, 2010 yılının başında okuldan hepten ayrılıp emekli hayatına geçtik.

Sonradan öğrencilerimizden biri (Zeynep Taşdemir Eşme) bizi ziyaret etti ve filmi tamamlama isteğini ifade etti.

Bazı sahneler çok yetersizdi ve yeniden yapılmaları gerekiyordu. Buradan jeneriğe kimlerin isimleri yazılacağı sorusu gündeme geldi. Ben o zaman fazlaca "ego" bir kararla Zeynep ve kendim tarafından üretilenler dışındaki sahneleri sıfırdan yaparak daha gösterişli bir film çıkartma sevdasına kapıldım. (Daha önceden iki sahne ile katkıda bulunmuştum zaten.) Böylesine sade karakterlerle bu iş bile değildi. 

Ama ilk heyecan geçtikten sonra öğrencilere ödev olarak verdiğim bir filmi, onların sahnelerini atarak, bu şekilde sahiplenmekten rahatsız oldum ve... devam edemedim! Zeynep hanım'ın da hayâli gerçekleşmedi, film ortada kaldı. Şans, "Şans Topları"'na gülmedi yani!

Filmin girişi için yaptığım şu sahneleri burada sizlerle paylaşıyorum. Egzos sala sala geçen otomobillerle parktaki çeşme  Zeynep hanımın canlandırmalarıdır.



"ŞANS TOPLARI" SAHNELERİM- MY SCENES FOR "BALLS OF LUCK" from tahsinozgur on Vimeo.



ENGLISH

The story of how these scenes came about is a little complicated. It was 2007; while teaching at the Animation Department of Maltepe University, Lâle and I came up with the idea of launching a joint student project with a simple story with basic, round characters, really balls with arms and legs. The theme was "luck" and with the shape of the characters in consideration, we called it "Balls of Luck" (Şans Topları), in reference to a popular lottery. 

We assigned scenes to the students but unfortunately the project was never completed. I took a leave absence to work on Mullewapp in Germany, so that might have had something to do with the failure. After our return, we stayed on for only a short while and quit the school altogether in early 2010.

One day one of our students, Zeynep Taşdemir Eşme, visited us and expressed the desire to complete the unfinished project.

Some scenes were substandard, and needed a redo. This brought the problem of whom to credit. Yielding to my ego, I decided to go for a flashier film by reanimating all scenes except Zeynep's and mine. (I had already contributed two scenes earlier on.)

Once the first flush of excitement started to fade I started to feel uncomfortable about taking posession of a film I had intended as a student project, discarding their efforst as I did so. My enthusiasm ebbed oout and I just stopped. Zeynep couldn't realize her wish. Bad luck for the "Balls of Luck"!

I am sharing the animation I made for tis film. The cars spewing exhaust fumes and the fountain in the park are Zeynep's animation.

28 Mayıs 2017 Pazar

LÂLE'NİN SAKLI BAHÇESİ- LÂLE'S SECRET GARDEN



TÜRKÇE (For English please scroll down.) 

Hepimiz hayâl kurarız. Bazısı fantaziden öteye gitmez; hep belirsiz bir geleceğe erteler, aslında gerçekleşmeyeceklerini baştan kabulleniriz. Bazıları da gerçekleştirene kadar rahat edemeyeceğimiz tutkulardır. Onlar uğruna şaşırtıcı sayıda dayağa dayanır, her tökezleme ve düşüşten sonra tekrar kalkıp yolumuza devam ederiz.

Bu sefer canlandırmadan bahsetmiyorum. Bu yazıda konum, terkedilmiş bakımsız bir toprak parçasını ve içindeki iki yıkıntı binayı alıp bir cennet bahçesine çevirmeyi başaran bir kişidir. Hem de bana çok yakın birisi. En şaşırtıcısı da kendisiyle evli olma onuruna sahip olmam!

Lâle her zaman bahçe, bahçe içinde müstakil ev sevmiştir. Meslek hayatımız boyunca değişik ülkelerde böyle bahçeli evlerdin olduğu mahallelerde dolaşmayı sevmişizdir. Böyle bir yere sahip olup yaşamak istediğini biliyordum tabii ve ben de hep “günün birinde” diyerek belirsiz bir geleceğe erteliyordum. Ama Lâle boş bir hayâlle oyalanabilecek birisi değildir, gerçekleştirmek ister. Satın alarak değil, yoktan var ederek.

Kırklareli yakınında bir köyde annesinin doğmuş olduğu evi bahçesiyle birlikte aldığında bu işin biryere varacağına inanmak güçtü. Bahçe bakımsız, ev ve bahçedeki diğer yapı olan samanlık yıkıntı halindeydi. Harcadığı enerji, üstesinden geldiği problemler, hiçbir zaman pes etmemesi karşısında hayranlık uyandırdığı gibi ilham da veriyordu. Şimdi o bahçe başlıbaşına küçük bir ülke gibi; onu dış dünyadan ayıran sadece çevreleyen duvar değil, doğal güzelliği, bakımlılığı, ve neşrettiği huzur duygusu.

(Ayrıca bkz.  "Lâle ve 'Şale''si", 7 Ekim 2011.)

Lâle'nin diyarı. Sol üstte eski hâli.
Lâle's realm. On the upper left you can see how it used to be.

ENGLISH


We all have dreams. Some dreams are idle fantasies, always pushed away to the safe distance of an undefined future, never to be realized. Some are passions that won’t let go until they are realized, and it is amazing how much beating we are able to take for them, how we pick ourselves up and try again after each stumble and fall.

For once, I am not talking about animation, but about the amazing willpower and energy spent by someone very close to me to turn an abandoned plot of land with some derelict buldings into a small paradise. How amazing that I am married to her!


Lâle always liked gardens, and private one-family homes in them. We used to enjoy strolling through such neighbourhoods in different towns throughout our years abroad in animation. I knew she fancied herself the owner of such a place, and I kept saying “one day”, pushing it away to the safe distance of an undefined future. But she was not to be placated with an idle fantasy; she really wanted to own and live in such a place. Not simply to buy it, as it turned out, but to create it out of near nothing.

When she purchased the plot of land with the derelict house and hayloft that had been her mothers birthplace in a village near Kırklareli, the idea of making anything out of it seemed too far-fetched to be practicable. The energy she has spent, the problems she has overcome, her unwillingness to give up have been amazing as well as inspiring. Now her garden is like a little country of its own, standing apart from its surroundings not only because of its perimeter wall, but because of its look; lush, well-kept, and emanating an atmosphere of peace.

(See also "Lâle and her 'Chalet'", 7 September-Ekim 2011.) 

15 Nisan 2017 Cumartesi

YENİ YIL, YENİ DEVİR- NEW YEAR, NEW AGE

TÜRKÇE (For English, please scroll down.)

Beklenen "Başkanlık Sistemi" ve "Yeni Anayasa" referandumu geldi çattı; yarın sandıklara gidiyoruz. Bu tatsız süreç boyunca karikatür çizip sosyal medya'da paylaşmaktan siyasal karikatürcü oldum çıktım (bkz: "Evet-Hayır Oyunu", 20 Mart 2017), ama kişisel görüşümün dışına çıkmak istemediğim için bu işi hiçbir kurum için yapamayacağımı da anladım.

Yeniyıl gecesi canlandırmam da yaşadığımız politik ortamla bağlantılı bir temaydı (Bkz: "Arkadaşlarla Yılbaşı-2017", 7 Ocak 2017); seneler önce başlanmış ve demirden dağı eritmek, Ergenekon'dan çıkmak konulu kişisel bir mizahi klibin devamı, hatta son sahnesiydi. Başlangıcı 2012'ye kadar uzanır ve ilk sahnesini 2013 Haziran ayında (Gezi günlerinde) Vimeo'da yayınlamış, görüşlerimi paylaştığım blog'u tanıtmak için kullanmıştım. 2015 yeniyıl gecesi canlandırmam için bu konuya döndüm (bkz: "Yeniyıl 2015", 12 Ocak 2015). Tavşanın modeli diyabet teşhisi konmadan önceki tombul günlere ait olduğundan sonra aynı şekilde devam etmek durumunda kaldım. (Model değişimi süreci için bkz. "Tatlı Belâ", 4 Ekim 2014.)

Aslında gönlümde olan özel filme yoğunlaşmak için bu klibe pek devam etmiyor, parça parça geri dönüyordum. Konunun kendi kendine gündemden düşmesini, Ergenekon'dan çıkış yolunun açılıvermesini istiyordum bir yandan.

Bu seneki yılbaşı gecesi canlandırmamı referandumdan önce temizleyip paylaşmak istedim. Bir önceki sahne olan 2015 yeniyıl canlandırmamla birleştirerek yayınladım ve aşağıda paylaşıyorum- Ergenekon'dan çıkış ve özgürlüğe kavuşma yolunu milletçe bulabilmemiz dileğimin bir ifadesi olarak! Ama referandum sonucu ne olursa olsun, korkarım ki bu klibin kalan sahnelerini de yapacak bol bol vaktim olacak.

Son paylaşımımdan beri ilâve olan sosyal medya karikatürlerim.
My social media cartoons since the last time I shared them.
  
Videoklip
Bu seneki yeniyıl gecesi canlandırmam, temizlenmiş ve 
2015 yeniyıl gecesi canlandırmamla birlikte.
Videoclip
My new year's animation for this year, cleaned up and
edited together with my newyear's eve animaion for 2015.

ENGLISH

The referendum for the "Presidential System" and the "New Constitution" is upon us; tomorrow we go to the ballots. I found myself drawing cartoons and uploading them onto the social media throughout the unpleasant months of the run-up to the referendum; so many, in fact that I practically became a bona fide political cartoonist. (See "Yes or No", 20 Mart-March 2017) That being said, I also discovered I could never do such work professionally for an institution because I am unwilling to depart from a strictly personal viewpoint.

My new year's eve animation also refers to the political realities in which we live. (See: "Newyear with Friends", 7 Ocak-January 2017.) It was the continuation, the finale in fact, of an animated clip idea I had started way back in 2012, based on the "Ergenekon" theme, the origins myth of our nation, telling how our forefathers, trapped in the valley of that name, broke out by melting a mountain of iron. There was, of course, an intentional allusion to the infamous Ergenekon trials. I shared the opening scene on Vimeo in June 2013 (the days of the Gezi uprising), using it to advertise a blog where I share my opinions and came back to it for my new year's eve animation for 2015. (See: "2017-Newyear with Friends", 7 Ocak- January 2017.) Because the plumper bunny of the first scene dates from before I was diagnosed as diabetic, I had to maintain the same look for the the rest. (For the story of the model change see: "Sweet Poison", 4 Ekim-October 2014.)

Preferring to concentrate as much as possible on my private film I kept the bunny short in the freezer for long stretches of time, doing bits and pieces now and then. I was also hoping that the whole thing would somehow become untopical, that we would all suddenly find the road out of Ergenekon wide open.

I hoped to compete the cleanup of this year's new year's eve animation and share it before the referendum. You will find it above, edited together with the scene from 2015 which precedes it. This is an expression of my wish that we as a nation finally break out of Ergenekon and to freedom. However, whatever the outcome of the referendum, I am afraid I will still have plenty of time to complete the clip.

20 Mart 2017 Pazartesi

EVET-HAYIR OYUNU- YES OR NO

TÜRKÇE (For English please scroll down)

Bu sene yeni yıl resmimizi hazırlarken ülkenmizin kaotik siyasi gündemini artık hayatımızın dışarıda bırakmak arzumu ifade etmiştim. Ne çare: bir "Başkanlık Sistemi" çıkardılar, "referandum yapacağız" dediler "ama 'hayır' dersen teröristlerle berabersin" diye ilâve ettiler. Dışında durabilirsen dur! Sokaklara da çıktım, bayrak da salladım amaen yine de çok kalemimi kullandım, bu gidişle daha kullanacağım herhâlde!



ENGLISH

When I was preparing our newyear illustration for this year, I tried to express our desire to distance ourselves from the chaos of our country's charged political atmosphere (See: "2017", 10 Aralık/ December 2016). That was wishful thinking: they hatched this controversial idea of  a "Presidential System", said they would hold a referendum for it, then added that we were allying ourselves with terrorists if we said "no". Now stay out of that if you can! I've been on the streets and waved my flag again, but most of my activity was with my pencil. And it seems I will be making much use of it before the day is done!






8 Şubat 2017 Çarşamba

ESİN MELEĞİME- FOR MY MUSE

TÜRKÇE: (For English please scroll down.)

Lâle'yi melek motifiyle defalarca resmettim, "esin meleği"
kavramı şirketin adına uyduğu için ("Esin Desen") şirket imajı olarak da tekrar tekrar kullandım.

Şirket yazışma kâğıdımız için hazırladığım illüstrasyonda da Lâle'yi suya konan kanatlı bir figür olarak resmetmiştim. Yanındaki kuğular gibi o da bir an sonra şirketin amblemi olan kuğuya dönüşecektir.

Sonra işlerin hafiflediği bir zamanda bu fikri canlandırmaya karar verdim. 2002 olmalı, çünkü 2003'te bunu yapmakta olduğumu hatırlıyorum. Mayıs ayında iş için Almanya'ya gitmek gündeme gelince yarım kaldı. Geçenlerde resimleri bulup olduğu kadarını çektim. Yaklaşmakta olan sevgililer günü dolayısıyla burada paylaşmaya karar verdim. İtici güç sevgiydi nihayet!

Bu fikri sonradan daha sade bir şekilde gerçekleştirdim ve renkli olmasa da temizlenmiş olarak tamamlayabildim. (Bkz. "Wings", 10 Eylül 2010.)




 Sağda:
Şirket faturaları için
hazırladığım resim.
Renk seçimi Lâle'den.

Right:
I drew this for the
company invoices.
Lâle selected the colors.

 


Yukarıda: 2003 yılı
için hazırladığımız
yılbaşı resmi.
Solda. Şirket yazışma
kâğıdı.
Renk seçimleri Lâle'den.


Above: Our new year's
greeting for 2003.
Left: Our company stationery.
Lâle selected the colors.























Videclip: Winged muse transforming into company logo.
ESİN MELEĞİME- FOR MY MUSE from tahsinozgur on Vimeo.

Videoclip: Muse transforming into logo.

ENGLISH:

I have drawn Lâle with angel wings many many times. Because the idea of a winged muse suited the company name (Esin Desen- "Inspiration+Drawing") I repeatedly used the image to represent the company as well.

For the company writing paper I drew her as a winged figure just landing in water with a flock of swans. In another moment she is also to transform into a swan, as in the company logo.

At a time when not much work was coming in, I decided to animate that image. I remember working on it in the early months of 2003, so I must have started in 2002. I stopped when we had to move to Germany for work in May 2003, so it was left incomplete. I found the drawings recently and shot whatever was there. Now, on occasion of the approaching Valentine's day, I decided to share it. After all, the motivation was love.

Later on I came up with a simpler version of the concept which I was able to animate completely and clean up as well, though I couldn't go so far as adding color. (See: "Wings", 10 Eylül-September 2010.)